DİŞ HEKİMLİĞİ KLİNİĞİ

Teknolojiyi yakından takip eden, yenilikçi, genç, deneyimli kadrosu ile hizmet veren diş ünitemiz, diş ve diş eti hastalıkları konularında herkesi diş sağlığıyla ilgilenmeye çağırıyor!

Dr. Sibel Örsal Karaman ve Dr. Can Tokman'ın yer aldığı diş ünitemizde kanal tedavisi, diş beyazlatma, protezler, yaralanmalar, diş eti hastalıkları ve ortodonti konularında hizmet verilmektedir.

TEDAVİLER
Kanal Tedavisi:

 Başkasına yapılırken pek önemsemeyeceğimiz ama bize yapılırsa canımızın çok yanacağını düşündüğümüz kanal tedavisi, kişisel ağız sağlığı ve dişlerin sizlere daha uzun yıllar hizmet etmesi dolayısıyla çok avantajlı bir tedavidir.

Tarihte kanal tedavisi
Eskiden diş çürüğünün sebebi hain bir kurtçuk olarak düşünülürdü. Bu kurtçuğu öldürmek için birçok tedavi metodu düşünüldü. 18.yy.'nin ilk yarısında ağzın sabah akşam idrarla çalkalanması ile bu kurtçuk öldürülmeye çalışılırdı. (Başarılı olup olmadıklarına dair elimizde kesin deliller yok.) Zaman içinde ilerlemiş çürüklerin ağrısını azaltmanın en etkili yolunun diş çekimi olduğu kabul edildi. Ancak günümüzde, ülkemizde rakı ile yapılan çeşitli tedavilerin halen sürdüğüne dair (en azından bizim elimizde) kesin deliller vardır.

İnanmakta güçlük çekilebilir ancak, kanal tedavisi eski çağlarda medeniyetin ölçüsü olarak kabul edilmiştir. Bu tedavi şekli, tarihte, sadece zengin ve soylu üst sınıfa aitti. Alt sınıfların dişleri, kanal tedavisi yerine çekilirdi. Kanal tedavisinin mantığını anlamak için diş yapısı hakkında daha fazla bilgi sahibi olmamız gerekir.

Amaç

Kanal tedavisinin amacı, çürükler dolayısıyla kaybedilebilecek kötü durumdaki dişlerin, mikroplu tüm kısımlarının temizlenerek uzun süre daha ağızda kalmasını sağlamak; diş kayıpları dolayısıyla oluşabilecek, maddi ve manevi açıdan sizleri zorlayacak daha ileri tedavilerin önüne geçmektir. Ağızda kanal tedavisi yapılarak kalan diş o bölgede çiğnemeye yardım etmeye devam edecek, bu şekilde yine o bölgedeki kemiğin aktif halde kalmasıyla beraber çene kemiklerindeki erimeyi de önleyecektir.

Metod

Dişler "CUP" adı verilen embriyonik bir dokudan oluşurlar. Daha sonra bu doku dişin sert bölgeleri olan dentin ve mineyi oluşturur. Diş oluşumunda içeride kalan kan damarları, sinirler ve özelliği olan bazı hücreler yaşamaya devam ederler. Bu yaşayan dokuya pulpa (dişin içindeki canlı kısım) adı verilir. Pulpayı ise kökün en ucundan giren kan damarları besler. Yani dişin sert dokusunun içinde, kılcal kan damarları ile beslenen bir bölümün yaşadığı ve dişe hayat veren küçük bir odacık vardır. Diş çürüğü dişin sert dokuları olan mine ve dentini parçalayarak ilerlediğinde, yani bu küçük odacığa yaklaştığında, çürüğe sebep olan bakterilerin meydana getirdiği asitler, odacık içindeki damar ve sinirlerden oluşan pulpayı etkilemeye başlar.

İşte diş ağrısı bu noktada kendini hissettirir. (Aslında diş ağrıları genellikle sadece ilerlemiş çürüklere eşlik eder. Dişlerinde hiç ağrı hissetmeyen bir kişide bile bir sürü çürük oluşmuş olabilir.) Tedavi edilmediği takdirde bu bakterilerin salgıladığı asitler pulpayı öldürür. Pulpanın ölümü sonucunda ortaya çıkan toksinler (zehirler) kök ucundaki dar delikten dışarı sızarak çene kemiğine yayılır.

Bu da çene kemiğini enfekte edebilir ve dişin destek dokularının kaybına sebebiyet verebilir. Bazı durumlarda bu zehirli odak, sürekli bir enfeksiyon kaynağı olursa ölüme bile sebebiyet verebilir.

Bu noktaya gelmeden önce dişi ve çene dokuları korumak için pulpa dokusunun alınması en iyi tedavilerden bir tanesidir. Toksinlerin kaynağının yok edilmesiyle kurtarılan diş, hastaya ömrü boyunca hizmet etmeye devam edecektir. Pulpa dokusu anestezi altında temizlendikten sonra, pulpa odacık duvarlarının bakterilerden temizlenmesi için çeşitli işlemler uygulanır ve dezenfekte edilir. Tüm bunlar yapıldıktan sonra pulpa odasının içi özel maddeler ile kök ucuna kadar doldurulur

 Kanal Tedavisi Asamaları

Başa Dön  

p1

Anestezi altında çürük kısımların temizlenerek, dişinizin canlı kısmına ulaşmak için mümkün olan en geniş görüş açısı sağlanır.

Diş ileri derecede çürümeden önce mine tabakasını geçerek daha duyarlı olan dentin tabakasına ulaşır. Dişlerinizde soğuk hassasiyeti başlar. Tedavi edilmediğinde ise çürük daha kolay ilerletebildiği mine tabakasının altında bulunan dentinde daha hızla yayılabilir. Böyle durumlarda, bazen dişlerinizde çok küçük bir çürük bile olsa altından, tüm dişi etkileyen kocaman bir çürük çıkabilir.

İşte bazen durup dururken diş kırılması oluşabilir. Dişin sadece sert olan mine tabakası ağızda kalmış, yumuşak dentin tabakası geniş ölçüde harap olmuştur. Aynen bir yumurtanın içinin boşalması gibi dişinizi saran sadece sert bir kabuk kalmıştır. Dikkatli olun ve şaşırmayın, ekmek yerken bile dişiniz kırılabilir.

 

p2

Enfekte pulpanın temizlenmesi.

Enfekte, ya da hastalanmış pulpa çok ağrılı olabilir. Bu yüzden mutlaka anestezi altında, özel ve çok hassas aletler kullanılarak dişin içindeki bu doku alınır.

Kullanılan aletlerin tümü tek kullanımlık hazır ve steril aletlerdir. Hastalıklı canlı doku dişten uzaklaştırıldıktan sonra diş kanalllarınızın içi, taze ve özel hazırlanmış solüsyonlarla yıkanır.

 

p3

Canlı dokular temizlendikten sonra henüz bizim işimiz bitmemiştir. Sizler ağzınızı açmaktan yorulmuş bir şekilde beklerken, artık bu hastalıklı dokunun diş kökünüzdeki sert kısımlara bulaşmış olan bölgelerinde temizlenmesi gerekir.

Çapı 0.2 ile 1 mm, boyu ise 2 cm'ye kadar olabilen kök kanallarınızın içindeki artık dokuların temizlenmesi ve kanal dolgusu için hazırlık yapılması gerekmektedir. Bu daracık alan çok hassas aletlerle tarafımızdan eğelenir. Eğeleme sırasında oluşan talaşalar yine özel sıvılarla yıkanır ve bu daracık alandan dışarı çıkarılır.

 

p4

Kök kanallarının içi yeterince temizlendikten ve genişletildikten sonra, kullanılan özel maddeler ile burası doldurulur. Bir veya birden daha fazla sayıdaki seanslar boyunca süren bu uzun ve bizler için oldukça meşakkatli olan tedavi tamamlandığında dişinizin üzeri doldurulur.

Alt azı dişleri 2'şer köklü, üst azılar ise 3'er köklüdür. Her kök için bizce bir risk bulunmaktadır. Tüm bu tedavi maalesef hep gecikmiş durumlarda ortaya çıkmaktadır.

Periodik diş bakımını yaptıran hastalar her açıdan muayene edildiklerinden dolayı kanal tedavisine hiç gereksinim duymayabilirler.

 

p5

Biz kanal tedavisinden sonra dişin kaplanmasını öneririz. Çünkü ölü dokular, aynı kurumuş bir ağaçta olduğu gibi daha gevrek ve kırılgan olurlar, darbelere dayanıklılıkları azalır.

Ayrıca diş öldükten sonra doğal renk ve canlılığını kaybedeceği için, estetik bazı sorunlar da ortaya çıkar.

Başa Dön

Diş Beyazlatma
Yeni Nesil Diş Beyazlatma

Bizler herkesin güzel bir gülüşe sahip olması gerektiğine inanıyor ve tedavilerimizde sadece en kaliteli ve kabul görmüş olan malzemeleri kullanmaktan gurur duyuyoruz.

Gözler ve dişler, vücutta en çok dikkat çeken yerlerin başında gelir. Şüphesiz herkes sarı, cansız dişler yerine, parlayan beyaz disleri olmasını ister. Bunun sağladığı gülümseme ise insanı kendinden emin, sağlıklı ve çekici gösterir. Ergenliğin bitimine kadar hemen herkes beyaz dislere sahiptir, fakat bu yaştan sonra sigara, çay, kahve, kullandığımız ilaçlar ve tabii ki fırçalama alışkanlıklarımız dişlerdeki renkleri bozmaya başlar.

Beyazlatma işleminin aşamaları:



  1. İşlem öncesitüm dişleriniz kontrol edilir. Tedaviye başlamadan önce, beyazlayacak bölgedeki tüm sağlıksız dişler tedavi edilmelidir.
  2. Beyazlatma öncesi diş hekiminiz bir renk skalası ile dişlerinizin işlem öncesi rengini belirler.
  3. Plak, diştaşı ve tartar temizliği uygulanır.
  4. Diş hekiminiz, beyazlatma jelini direkt olarak dişlerinize uygular.
  5. Beyazlatma cihazının pozisyonu ayarlandıktan sonra üst ve alt çenelerdeki dişlerinizin hepsine birden 20 dakika boyunca plazma ışığı uygulanır.
    Jel temizlendikten sonra aynı prosedür iki kez daha uygulanır.

Üçüncü seanstan sonra dişler yıkanır ve sonuç renk skalası ile karşılaştırılır. İşlem öncesi ve sonrası arasında dişlerinizin renginde oluşan şaşırtıcı farkı görebilirsiniz.



Beyazlatma ile ilgili sıkça sorulan sorular

Beyazlatma güvenli midir?

Diş beyazlatma, bir diş hekimi kontrolünde yapıldığında tamamen güvenilir bir yöntemdir
.

Diş beyazlatma ağrılı mıdır?

Diş beyazlatma tamamen ağrısızdır. Diş hekiminiz beyazlatma işlemine başlamadan önce ağızda tam bir check-up yapar ve eğer gerekirse, beyazlatma bölgelerinde tedavi yapar.

Beyazlatma işlemi uzun süre alır mı?

Hayır. Yaklaşık 1.5 saat içinde yepyeni bir gülümsemeye sahip olabilirsiniz. Halojen ışık kaynakları ile yapılan eski kompleks yöntemler ile kıyaslandığında, yeni plazma teknolojisi ile gerçekten şaşırtıcı sonuçlar almak için 1.5 saat yeterlidir.

Dişlerim ne kadar beyazlayacak?

Bir tedavi seansında 10 tona kadar açılma bekleyebilirsiniz. Bu ailenizin veya arkadaşlarınızın sizde oluşan değişimi farketmesi için fazlasıyla yeterlidir. Ancak ileri derecede lekelenmiş dişler için ikinci bir seansa gereksinim duyulabilir.

Bu beyazlık ne kadar sürer?

İyi bir ağız hijyeni ile dişlerinizdeki beyazlığı yıllarca muhafaza edebilirsiniz.

Beyazlatma işleminden sonra dişlerim kireç gibi mi beyazlaşacak?

Hayır. Tecrübeli bir diş hekimi nezaretinde yapılan kontrollü beyazlatma sayesinde dişleriniz tamamen doğal bir renkte kalacak ve kesinlikle yapay bir beyazlık olmayacaktır.

Size şu an diş beyazlatma teknikleri arasında mevcut olan en güvenilir, en hızlı ve en başarılı sistemi öneriyoruz.

Bu sistem, yeni geliştirilen plazma lambası ve diş ve dişetlerinde irritasyon yaratmayacak şekilde geliştirilmiş yeni jeli ile istendiği takdirde 10 tona kadar renk açılması sağlamaktadır.

Başa Dön

Protezler

Yeni protezleri kullanmayı öğrenmek zaman ve sabır ister. Bu, özellikle hayatında ilk kez protez kullanacaklar için daha çok geçerlidir. Önceden protez kullanmış olsanız bile şunu bilmelisiniz ki yeni protezleriniz kullanmış olduklarınızdan farklıdır ve bazı alışkanlıklarınızı değiştirmeniz, hatta bazı yeni alışkanlıklar kazanmanız gerekecektir.

Aşağıdaki bilgiler, alışma devresi sürecinde aklınıza gelecek bazı soruları cevaplandırmada size yardımcı olacaktır. Verilen öğütler, aksine birşey söylemedikçe geçerlidir. Sizin özel durumunuzun gerektirdiği değişiklikleri bizler ayrıca belirtiriz. Eğer aşağıda cevabını bulamadığınız sorularınız olursa lütfen not ediniz, ilk kontrol oturumunda onları biz yanıtlamaya çalışacağız. Protezinizle ilgili öğütleri yalnız bizden almalısınız. Çeşitli reklamlara, yayınlara veya kişilere göre hareket etmemelisiniz ve kendinizi protez kullanan başka kişilerle karşılaştırmamalısınız. Çünkü her hastanın ağız yapısı farklıdır.

Tam Protezler

Ağzınızda hiç doğal dişiniz kalmamışsa kullanacağınız protez tam protezdir. Tam protezlerle ilgili olarak aşağıdaki konularda belirtilenleri iyice anlamalı ve önerilere uymalsınız.

Rahatlık

Yeni protezlerinizi ağzınızda yabancı ve büyük hissedeceksiniz.

Dudak ve yanaklarınızda dolgunluk hissi duyabilirsiniz.

Tam protezlere uyum sağlama büyük ölçüde dil, yanak ve dudakların becerikli biçimde kullanımına bağlıdır. Eğer diliniz normalde alt ön dişlerinize göre geride bir konumda durmakta ise, dilinizi daha önde bir konumda tutmaya gayret gösteriniz, öyle ki normalde, diliniz alt ön dişlerinizin iç yüzeylerine dokunur durumde istirahat etsin. Bu konum, alt protezinizin yerinde daha sağlam oturmasını sağlar. Yüz kaslarınız da yeni duruma uyum sağladıkça protezlerinizin yerinde durmasına yardım edecektir. Dil ve dudaklarınızla protezinizi yerinden oynatmak gibi bir alışkanlık kazanmamaya dikkat ediniz.

Eğer protezinizi bir süre için takmazsanız yeniden taktığınızda alışmanız daha güç olur. Alt proteze alışmak genellikle üst proteze alışmaktan daha güçtür. Tükürük bezleriniz proteze alışana kadar -ilk birkaç gün- fazlaca tükürük salgılayabilir.

Protezleriniz siz de dahil hekim, teknisyen gibi birçok kişinin büyük emek ve zaman harcamalarını gerektirmiştir ve yurtdışından getirtilen değerli malzemelerle size özgü olarak bitirilmiştir. Bu nedenle protezlerinizi kullanmaktan gereksiz yere vezgeçmeyiniz.

Başa Dön

Konuşma

Yeni protezlerle eskisi gibi konuşabilmek için bir süre pratik yapmak gereklidir. İlk günlerdeki konuşma bozukluğu uzun sürmez. Normal konuşmaya dönmek genellikle birkaç haftayı gerektirir.

Yüksek sesle okuyarak konuşmanızı geliştirebilirsiniz.Söylenmesi zor gelen kelimeleri veya heceleri tekrarlayınız.

Bazı sesleri çıkarmakta doğabilecek küçük sorunları kendiniz, sizi dinleyenlerden daha iyi fark edebilirsiniz.

Yemek

Protezler ile iyi çiğneyebilmeyi öğrenmek normal olarak 6-8 haftayı gerektirir.

Çiğnemeye ufak parçalara bölünmüş yumuşak gıdalarla başlamalısınız. Yeni protezlerinizi başlangıçta parça et, fındık, çiğ sebze ve taze ekmek gibi yenmesi güç yiyeceklerle denemeye kalkışmayınız.

Eğer çiğneme çenenenin iki tarafıyla aynı anda yapılabilirse protezlerin oynama eğilimi azalır.

Protezlerle ısırırken yiyecekleri arka dişlerin arasına yerleştiriniz. İçeri ve yukarı yönde gelen kuvvetler protezleri yerinde tutucu niteliktedir. Ön dişlerinizle ısırmayınız, zira bu alışkanlık protezlerinizin yerinden oynamasına ve dikkatinizin protez üzerine çekilmesine neden olacaktır.

Düzeltmeler

Protezler yapılırken büyük özen ve dikkat harcanmakla beraber özellikle yeni takıldıklarında ağzın bazı yerlerini vurabilir ve acıtarak yara yapabilirler.

Protezlerinizi kesinlikle kendiniz düzeltmeye kalkışmayınız. İlk 24 saat içinde ve ondan sonraki ilk 48 saat içinde bize gelmenizi bekleriz. Böylelikle ağrılı noktaların aşırı bir duruma neden olmasına zaman kalmadan protezlerinizde gerekli düzeltmeleri biz yaparız. Protezlerinizi en az bir hafta çıkartmadan yatınız. Vuruk ve ağrı yapan nokta ve bölgelerin yerlerini doğrulukla belirleyebilmek için bize gelmeden önce protezinizi en az 8 saat süre ile takmanız gerekmektedir. Bu nokta ve bölgelerin düzeltilmesinden hemen sonra rahatlayacaksınız.

Protezlerinizin vuruk yerlerinin düzeltilmesinden sonra çeşitli düzeltmelerin yine gerekebileceğini unutmayınız. Bu düzeltmeler devresi sona erdikten sonra yılda en az iki kez kontrol için gelmeniz gerekecektir.

Protez Bakımı

Protezler günde en az iki kez esaslı bir şekilde fırçalanmalıdır. Protezler ağızdan çıkarılmalı, sert kıllı bir diş fırçası ve sıvı detarjan ile temizlenmelidir. Sıvı detarjanlar protezleri çizebilecek nitelikte olan diş macunlarından daha az aşındırıcı özelliğe sahiptirler.

Protezler, içinde su bulunan geniş bir kap veya nemli bir bez üzerinde fırçalanmalıdır. Böylelikle elinizden kayıp düşmesi halinde protezlerin kırılma olasılığı azaltılmış olur.

Protezinizde oluşan lekelenmeleri temizlemek için ticari preparatları kullanmayınız.

Protezler ağızda olmadıkları sürece içi sıcak olmayan su ile dolu bir kap içinde korunmalıdır. Böylelikle kurumaları ve boyutsal değişikliğe uğramaları önlenmiş olur.

Protez tozları veya diğer yapıştırıcıları bizlere danışmadan kullanmayınız. Eğer size bir yapıştırıcının gerekliliğini düşündüren herehangi bir neden varsa, bu problemi lütfen bizlerle görüşünüz.

Doku Sağlığı

Protezler, destekleyen dokuların dinlenmeleri için, günde en az 8 saat ağızdan çıkarılmalıdır. Araştırmalar göstermiştir ki, protezinizin altındaki yumuşak dokular ve kemik 24 saat sürekli protez basıncı altında kalırlarsa bu dokuların erime miktarları ve süratleri artar. Bir başka deyişle ilk bir iki haftadan sonra gece yatarken, protezlerinizi çıkarmanız uygun olur.

Düzenli tıbbi kontrollerinizi ihmal etmeyiniz. Genel sağlık durumunuz, ağız dokularınızı ve bu dokular ile çene kemiklerinin protezlere olan direncini etkiler.

Kontroller

Periyodik ağız muayeneleri sizin için de en az protez kullanmayanlar kadar önemlidir. Proteziniz ağzınız için uyumsuz bir duruma geldiğinde siz farkına varmadan destekleyen dokulara zarar verebilir. Ağzınızda protezlerinize bağlı yaralar oluşabilir. Kontrol muayenesi için yılda en az iki kez gelmelisiniz.

Bölümlü Protezler (Parsiyel Protezler)
Eğer ağzınızda bir kısım kendi doğal dişleriniz varsa proteziniz bir bölümlü protezdir.

"Tam protezler" başlığı altında yazılanların çoğu bölümlü protez kullananlar için de geçerlidir. Bunlara ek olarak:
Protezlerin yanı sıra kendi dişlerinizin -özellikle üzerine kanca gelen dişlerin- temizliğinde daha da titiz davranmalısınız. Çünkü bu dişler protezin tutunmasında ve taşınmasında önemli rol oynamaktadır.

Yaralanmalar

Ağız çene bölgesindeki kazalar her zaman çok problemlidir. Sadece sakatlanma riski olduğu için değil sonunda malum koltuk olduğu içindir.

Anne-babalar için küçük çocuklarının dişlerinin kırılması veya yerinden çıkması her zaman kötü bir tecrübedir. Bunlar genellikle 8 - 11 yaşları arasında meydana gelir. Erkek çocuklarda kız çocuklarına kıyasla bu risk iki katına çıkar.

Bazen bu kaza dişi tamamen yerinden çıkartabilir. Bilinçli anne-baba böyle bir durumda dişi bir bardak sütün içine koyar. Süt faydalı bir koruyucu olmasına rağmen, çocuğun kendi tükürüğünün içinde yerinden çıkan dişin muhafaza edilmesi bir bardak sütten kesinlikle daha sağlıklıdır. Ancak, böyle bir durumda ?hadi yavrum tükür, tükür, aaa tükürsene evladım? diye ısrar ederek, zaten canı yanmış çocuktan yarım bardak tükürük istemek insafsızlık olur. Bu durumda süt iyi bir alternatiftir.

Yere düşen diş anne babalar tarafından hiçbir şekilde temizlenmemelidir. (Bilinçsiz bir temizleme diş dokusunda geri dönülmez zararlara yol açar.)

Böyle bir durumda, en ideal tepki, dişin çıktığı yere tekrar yerleştirilmesidir. Anne baba doğru bir şekilde dişi yerine koyamayabileceğinden, en kısa sürede profesyonel bir kişinin yardımına başvurmalıdır. Bu işlem reimplantasyon olarak adlandırılır.

Reimplantasyonun başarısı zamanlamayla doğru orantılıdır. Araştırmalar ilk 20 dk. içinde yerine yerleştirilen dişlerde başarı oranının çok yükseldiğini göstermiştir.

Unutmayın; çocuğunuzun dişi düştüğünde bu, olay esnasında görüldüğü kadar trajik değildir. Çocuğumuzun yerinden çıkan tek dişi tabii ki önemlidir. Ancak diğer dişlerin de en az bu diş kadar önemli olduğu unutulmamalıdır.

Anne-Babalar için Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Koşarak Oynanan Oyunlar (Futbol, Basketbol, Voleybol, Kukalı Saklambaç)
Buz Pateni, Kayak
Paten, Roller-blade
Salıncak
Bisiklete Binmek
Ağaca Tırmanmak
Çeşmeden Su İçmek: Çeşmeden su içerken oluşan diş çatlakları ve diş kırıklarının sayısı tahmin ettiğinizden çok daha yüksektir. Çocuğunuza bu işin nasıl yapılacağını belirtin.
Yemek Yemek: Küçük hastaların ön dişleri arasında sıkışan çatal ve kaşığın meydana getirdiği çatlaklar ve kırıklar da oldukça sık rastlanan vakalardır.
Araba: Çok zorunlu olmadıkça çocuğunuzu arabaya bindirmeyin! (Mecbur kalırsanız mutlaka emniyet kemerini takın.)
Yüzme - Havuz: Çocuklar havuz kenarında koşmaya ve kayıp düşmeye eğilimlidirler. Dikkatli olun. Hatta bence bunu da yasaklayın.

Diş Eti Hastalıkları

(Diş eti hastalığı dediğimizde kastedilen bölge; diş, onu saran kemik dokusu, dişin kemiğe tutunmasını sağlayan doku (ki biz buna periodontium diyoruz) ve dişi çevreleyen kemiği örten diş eti dokusudur. Anlaşılacağı üzere DİŞ ETİ HASTALIĞI bu sistemin hastalığıdır.)

Hayatlarının bir devresinde, her 4 yetişkinden 3 tanesi, Piyore veya Diş eti hastalığı olarak da bilinen Periodontitis 'ten etkilenir. Özellikle kadınlar, yaşamlarının belirli evrelerinde periodontal hastalık riski taşırlar. Hormonal değişiklikler, diş etlerine kan akışını etkiliyebilir ve bakteri plağındaki irritan maddelere diş etinin tepkisi artabilir. Eğer periodontal hastalık riskiniz yüksek ise, böyle zamanlarda durumun kötüleştiğini farkedersiniz. Şimdi bu evreleri tartışmadan önce periodontitisin sebeplerini irdeleyelim.

Diş Eti (Periodontal) Hastalıklarının Sebebi: Periodontal Hastalık, dişe tutunan yapışkan bir bakteri plağının o dişin çevresindeki kemik ve diş etinde sebep olduğu infeksiyondur. Bu bakteri plağı, diş etlerinizi tahriş eden toksinler (zehirler) üretir.

Periodontal hastalığın Gingivitis denilen ilk evrelerinde, diş etleri şişer, rengi pembeden kırmızıya döner ve kolaylıkla kanar. Bu zehirlere (toksinlere) vücudun tepkisi diş etlerinin dişten ayrılması şeklinde olur ve buralarda diş eti cebi denen derin boşluklar oluşur. Periodontal rahatsızlığın Periodontitis adını aldığı son devrelerinde, dişi destekleyen kemik ve yumuşak dokular tahrip olur ve diş sallanmaya başlar, bu durumda ya kendiliğinden düşer veya bir diş hekimi tarafından çekilmesi gerekir.

Yaşam Boyunca Periodontitis

Buluğ Çağları (10'lu yaşlar): Kızlar, buluğ çağına geldiklerinde, cinsiyet hormonları progesteron ve estrogen salgılaması artar. Bu hormon fazlalığı, diş etlerinin bakteri plağındaki toksinlere tepkisini şiddetlendirebilir. Diş etlerinin rengi kızarır, hassaslaşır, şişer ve muhtemelen yemek yerken veya diş fırçalarken kolaylıkla kanar.

Aylık Periyodlar: Bu dönemlerde bazı kadınlar ağız dokularında bir değişiklik gözlemezler. Ama bir kısmı da periyod başlamasından günler önce, şiş diş etleri, ağız yaraları, pamukçuk, şiş tükürük bezleri veya diş etlerinde kanamalar yaşayabilirler. Bu gibi hallerde diş hekiminiz, sizi rahatlatacak özel temizlemeler, diş eti tedavileri ve topikal anestezikler tavsiye edebilir.

Doğum Kontrol Hapları: Bu hapları kullanan kadınlarda en sık rastlanan sorun, diş etlerindeki kızarıklık ve şişliklerdir. Doğum kontrol haplarındaki hormonlar, sisteminizdeki progesterone seviyesinin yükselmesine sebep olur. Diş hekiminize doğum kontrol hapı kullandığınızı belirtin. Böylece, diş etinizdeki rahatsızlığın doğru nedenini bulabileceği gibi, size, bu hapların yan etkisini hafifletebilecek ilaçları tavsiye edebilir.

Hamilelik: Hamilelik sırasında, vücudunuzdaki hormonların seviyeleri oldukça yükselir. Gingivitis'e özellikle hamileliğin 2. ila 8. ayı arasında rastlanır. Dişlerinizi fırçaladığınızda kanayabilen kırmızı, şiş ve acıyan diş etlerine sebep olabilir. Bu hassasiyet bakteri plağına aşırı bir tepkidir ve sebebi de sisteminizdeki aşırı yüksek progesterone'dur. Diş hekiminiz, bu problemleri yaşamamanız için hamileliğinizin 2. üç ayı ile 3. üç ayının ilk devrelerinde dişlerinizi daha sık fırçalamanızı isteyebilir.

Menopoz: Menopoz döneminde, ağzınızda; yanma hissi, tat değişiklikleri (tuzlu, biberli, ekşi), ağız kuruluğuna sebep olan tükürük akışındaki azalma ve sıcak/soğuk yiyecek veya içeceklere aşırı hassasiyet gibi fiziksel değişiklikler oluşur. Birçok ilacın, ağız kuruluğuna da sebep olabilen, dişle bağlantılı yan etkileri olabilir. Ağız kuruluğuna karşı tükürük uyarıcı ilaçlar verilebilir.

Önlemler
Periodontal hastalıklardan sakınmanızı sağlayacak yöntemler:

• Dişlerinizi günde iki defa fırçalayın ve her gün dişlerinizin biribirlerine değen arayüzlerini diş ipi veya diş arası temizleyicilerle temizleyin.
• Bakteri plağını ve Gingivitis'i önlemekte daha fazla yardıma ihtiyacınız olursa, diş hekiminiz size antibiyotikli bir ağız gargarası önerebilir.
• Diş hekiminizi kontroller ve profesyonel temizlik uygulamaları için düzenli olarak ziyaret edin.
• Sağlığınız için dengeli beslenin ve yemek arası atıştırmalarınızı kısıtlayın.

 Ortodonti

   Diş sağlığımızın, genel sağlımız ve rahatlığımız üzerinde çok önemli etkileri vardır ve nasıl göründüğümüz hakkında hissettiklerimiz de yaşam kalitemizde rol oynar.

Eğri dişler veya görüntüsü bozuk çeneler nedeniyle kendimizi cazibesiz hissettiğimiz zaman, sıkılgan olabiliriz ve zihnimiz görünüşümüzle meşgul olabilir.

Konuşurken veya gülerken ağzımızı kapatma ihtiyacı duyabilir, gülmekten çekinebilir veya yüz görünümümüzü saklamaya çalışabiliriz.

Konuşurken genellikle "tel tedavisi" diye adlandırdığımız "ortodontik tedaviler" işte tam böyle durumlarda yaşam kalitemizi artırmak için uygulanabilir. Ortodontik tedaviler dişlerimizin estetik görüntülerini düzeltebilir, yüz görünümümüzü daha iyiye götürebilir ve dolayısıyla da özgüvenimizi artırabilir. Çoğu kez, hastalar tedavilerini tamamlamadan önce bile kendilerini çok daha rahatlamış ve özgüvenleri artmış olarak hissederler. Daha iyi göründüğümüzü farkettikçe, kendimizi daha iyi hissetmeye başlar ve çekici bir gülümseme ile meslek hayatımızda ve kişisel ilişkilerimizde oluşan olumlu değişikliklerin zevkini çıkarmaya başlayabiliriz.

Başa Dön

Ortodontik Problemler:

   Çeneleri ve dişleri ilgilendiren ortodontik problemler vardır. Bunlara ortodontistler ?anomali? adını verirler.

Başlıca anomaliler:



Üst çene ileriliği veya alt çene geriliği

Alt çene ileriliği veya üst çene geriliği

s

s

Bazı şiddetli vakalarda bunların kombinasyonları da görülebilir. Örneğin alt çene ileriliği ve üst çene geriliği gibi. Bunların hepsi de görünüş bozukluklarına ve çiğneme problemlerine neden olabilirler.

Bu durumlar genellikle uzun süren ortodontik tedavilerle düzeltilir.

s

.

Dişsel Anomaliler
Yapılan bilimsel araştırmalarla çocukların %85'inde değişik dişsel anomalilerin varlığı belirlenmiştir.

Kalıtsal Nedenlerden Oluşan Dişsel Anomaliler
Kalıtıma bağlı oluşan dişsel anomaliler şu şekilde sıralanabilir:

  • Dişlerin çapraşıklığı veya dişler arasında aralıklar
  • Eksik veya fazla dişler
  • Şekli veya boyutları anormal dişler
  • Yanlış yerden süren dişler

Kazanılmış Nedenlerden Oluşan Dişsel Anomaliler

Çene-yüz bölgesini ilgilendiren sağlık problemleri, anormal alışkanlıklar veya lokal etkenlerden dolayı sonradan kazanılmış ortodontik problemler olabilir. Örneğin parmak emme, yutkunurken dili dişlere itme gibi alışkanlıklara bağlı olarak veya iri bademcikler, geniz eti, burun bölmesi deviasyonu ya da alerjik problemlere bağlı oluşan ağız solunumundan dolayı ortodontik problemler gelişebilir. Ağız ve yüz kaslarındaki fonksiyon bozukluğu, yüze veya dişe gelen darbeler, diş eti hastalıkları, süt dişinin erken kaybı ve daimi diş kayıplarında da ortodontik problemler gelişebilir.

Tedaviye ne zaman başlamalı?

   Aileler, günümüzde çocuklarının ağız ve diş sağlığına çok duyarlılar. Anne-babaların, çocuklarının ortodontik tedavilerini yetişkin döneme ertelemeyip uygun zamanda yaptırırlarsa, tedavinin daha kolay yürüyeceğini, çabuk sonuç alınacağını bilmeleri gerekir. Ortodontik muayene, çocuğun düzenli diş kontrollerinde çoğu zaman yer almaz. Bu nedenle ergenlik dönemine girmeden, ağzında hem süt hem sürekli dişler mevcutken; henüz sürmeyen diğer sürekli dişlerin varolup olmadığı, dişlerin konumları ve kapanışı mutlaka diş hekimince değerlendirilmelidir.

Şiddetli kapanış bozukluklarında, özellikle alt çenenin ileride ya da geride konumlandığı çene kemiklerini ilgilendiren uyumsuzluk durumlarında, çapraz kapanışlarda, dişlerin aşırı çapraşıklığında, ağızda süt dişleri varken veya birkaç sürekli diş sürmüşken çocuklar mutlaka ortodontiste götürülmelidir. Fakat, erken dönemde bir problemin saptanması hemen ortodontik tedaviye başlanması anlamına gelmez. Ortodontist, en uygun zaman gelene kadar diş gelişimini izlemeye karar verebilir. Dişlerin gelişimi, konumları veya eksik olup olmadıkları tercihen panoramik radyograflarla kontrol edilmelidir.

Ortodontik Tedavi Tipleri
Dişleri doğru konumlarına getirebilmek için ortodontist, çapraşıklığı giderebilmek amacıyla en son çare olarak diş çekimine karar verebilir. Bu nedenle ortodontist çekimli veya çekimsiz olmak üzere iki şekilde tedavi planlayabilir.

Ortodontik Aparey Tipleri

Sabit Apareyler: Sabit apareyler, ortodontik apareylerin en sık kullanılan tipidir. Bunlarla çok sayıda dişe değişik tipte diş hareketi yaptırılabilir. Ayrıca sabit apareyler aynı anda farklı dişlere değişik hareket verdirebilen tek ortodontik aparey tipidir. Sabit apareylerin bir avantajı da, hareketli apareylere göre daha az hasta uyumuna gerek duyulmasıdır. Çünkü adından da anlaşılabileceği gibi, dişlerin üzerine yapıştırılır ve sabit kalırlar. Sabit apareyler bantlar, braketler ve tellerden oluşur.

Son yıllarda braketleri daha az görünür ve daha rahat kullanılabilir şekle getirebilmek için birçok yenilik yapılmış ve böylece daha ufak, kibar görünümlü mini braketler geliştirilmiştir. Metal yerine porselen veya sertleştirilmiş plastikten şeffaf braketler de kullanıma girmiştir.

Hareketli Apareyler: Hareketli terimi, ince bir akril kaidesi olan ve ağıza teller yardımıyla tutunan ortodontik apareyler için kullanılır. Hareketli apareyler genellikle tek veya bir gurup dişe hareket yaptırmak amacı ile kullanılır ve kapasiteleri sınırlıdır.

Ağız Dışından Uygulanan Apareyler: Çene bozukluklarında veya dişlere yer sağlamak amacıyla kullanılan ve ağız dışında ense, alın, çene ucu gibi bölgelerden destek alınarak dişlere ve çenelere kuvvet veren aygıtlardır.

Her aparey tipinin ayrı bir kullanım alanı vardır ve ortodontist bunların hangisini kullanacağına karar verirken vakayla ilgili birçok faktörü göz önünde bulundurmalıdır.

Pekiştirme Tedavisi

Ortodontik tedaviden sonra dişler yeni konumlarından eski yerlerine dönme eğilimi gösterirler. Bunu önlemek için (kemik ve çevre dokuların yeniden düzenlenmesi tamamlanıncaya kadar) dişler düzeltilen konumlarında tutulmalıdır. Bu amaçla hareketli veya sabit pekiştirme aygıtları kullanılır.

Dişler Nasıl Hareket Ederler?

Sabit veya hareketli ortodontik apareyler, dişin üzerine hafif bir basınç uygular. Bu basınç dişin, kökünün etrafını çevreleyen alveol kemiğine doğru itilmesini sağlar. Bu hafif ve sürekli kuvvet, basıncın geldiği tarafta yavaş yavaş kemiğin erimesine neden olur. Böylece üzerine kuvvet gelen dişin yerleşebileceği yeni bir kemik yuva açılmış olur. Dişin diğer tarafında kalan boşluğa ise yeni kemik dolmaya başlar ve bu durum dişin yeni konumunda kalmasını sağlar. Sabit apareylerin telleri, dişe uygulanan kuvvetin miktar ve yönünün istenildiği kadar olabilmesi için tedavi boyunca pek çok kez uyumlanır. Bu nedenle ortodontistler hastalarını düzenli aralıklarla çağırırlar.

Dişin kaç mm hareket ettirilebileceği çene kemiğinin niteliği ve miktarına bağlıdır. Kemiğin yeniden şekillenmesi, kemiğin yumuşak ve kanlanmasının daha fazla olması sebebiyle gençlerde yetişkinlere göre daha çabuk olur.

Ortodontik tedavi sonunda takılan pekiştirme aygıtları, yeni oluşmuş kemik tamamen sertleşinceye kadar, dişi yeni konumunda korur. Dişler istenilen konumu alıncaya ve yeni oluşmuş alveol kemiği sertleşinceye kadar pekiştirme tedavisi yapılır.

Erişkinlerde Diş Hareketleri

Aktif büyümenin sona ermesi ve dişi çevreleyen kemiklerin çok sert olması gibi nedenlerden dolayı son zamanlara kadar erişkinlerde ortodontik tedavi düşünülmezdi artık bunun böyle olmadığı biliniyor. Çocukluk döneminde daha kapsamlı bir tedavinin daha kısa sürede yapıldığı bir gerçektir. Ancak bugün, çok sayıda yetişkin, rahatsız edici bir gülümsemeyi düzeltmek için tel takıyor. Hem daha az görünür braketler hem de uygun ödeme planları gibi seçenekler, tedaviyi yetişkinler için çekici bir alternatif yapmaktadır.

Bir Ortodontist Seçmek Neden Önemlidir?

Ortodontistler tanı koymada, dişsel ve fasiyal düzensizlikleri önlemede ve bunları tedavi etmede uzmandır. Tüm ortodontistler diş hekimidir fakat dişhekimlerinin sadece %6'sı ortodontisttir. Ortodontik programa kabul edilme oldukça rekabetli ve seçici bir sınavdan sonra olur. Ortodonti programına kabul edilmeden önce, 5 yıllık bir diş hekimliği fakültesi eğitimini tamamlamak gerekir. Daha sonra ortodontist olmak için, yine bir diş hekimliği fakültesinde ortalama 4-5 yıl süren özel bir programı tamamlamak ve sınavlarını vermek gerekir. Bu program, ileri düzeyde biyomedikal, davranışsal ve temel bilimler eğitimini içerir. Ortodonti öğrencisi, ortodontik diş hareketi sağlayan ve yüz gelişimine rehberlik edebilecek karmaşık bir tekniğin uzmanlığını öğrenir. Sadece bu ileri düzeydeki eğitim programlarını başarılı bir şekilde tamamlayan diş hekimleri kendilerine "ortodontist" diyebilir.

Ortodontik tedavi, yaşınız kaç olursa olsun daha iyiye doğru olan bir değişiklikle ilgilidir. Düzgün dişlerin ve harika bir gülümsemenin sağlayacağı gurur ve güveni elde etmemizi sağlar. Ancak ortodontistinizin en az bunlar kadar önemli bir başka tedavi hedefi daha vardır: Dişlerinizin ve diş etlerinizin sağlığını düzeltmek

Başa Dön


Hizmetlerimiz

Uyku Bozuklukları
Arastırma Unitesi