SOLUNUM HASTALIKLARI
Göğüs ve Akciğerler
Akciğerler, göğüs boşluğunda bulunan iki hava dolu organdır. Batın boşluğundan, diyafram
adı verilen kasla ayrılırlar.
Her akciğer bir plevra zarı ile kaplıdır. Bu zar, göğüs duvarından akciğer hareketlerini kolaylaştıran kayganlaştırıcı bir sıvı ile ayrılır.
Nefes alındığında göğüs kafesi genişler ve hava ile dolarak akciğerler büyür.
Burun ve ağızdan alınan hava larenksi (gırtlağı) geçer ve nefes borusuna (trakea) ulaşır. Trakea, her birine bronş adı verilen iki hava yoluna ayrılır. Bu dallanma akciğerlerin uzak bölgelerinde çok küçük hava yolları oluşturacak şekilde devam eder.
Her hava yolunun içi kendisini temiz tutmaya yarayan ince kıllar (silia) ihtiva eden hücrelerle kaplanmıştır. Bu katmanın altında, bazı durumlarda kasılarak hava yolunu daraltabilen bir kas katmanı bulunur.
En küçük hava yolları, bir üzüm salkımı gibi görünen alveollerdir. Alveollerin duvarları incedir ve çok küçük kan damarları içerirler. Bu yapı oksijenin kana karışmasını ve vücudun diğer bölgelerine ulaşmasını sağlar. Karbondioksit bu kan damarlarından hava yoluna geçer ve bu yolla vücuttan uzaklaştırılır.
Röntgen ve diğer görüntüleme yöntemleri
Göğüs filmi akciğerleri ve hava yollarını görebilmek açısından yararlıdır. Filmde akciğerler normalde siyah görünür, ancak bazı hastalıklarda bir “gölge” saptanabilir. Akciğerlerde gölgelenmelerin pek çok sebebi vardır ve bunları açıklamak için diğer tetkikler gerekir.
BT (bilgisayarlı tomografi) bir ekmeğin dilimlerine benzer şekilde göğüsün farklı düzlemlerinde çekilen bir dizi röntgenden oluşur. BT, gölgenin nedeni ve nerede olduğuna dair iyi bir fikir verir. BT çekimi esnasında hasta 30 dakika kadar cihazın içinde yatar halde kalmalıdır. Prosedür biraz sıkıntılı olmakla birlikte ağrılı değildir.
Akciğer damarlarında bir kan pıhtısının bulunduğundan şüphelenildiği durumlarda (pulmoner emboli) bir ventilasyon-perfüzyon sintigrafisi gerekebilir. Bu tetkikte, bir toplardamara enjekte edilen radyoaktif madde röntgen filminde akciğer damarlarını, sonunum yoluyla verilen radyoaktif hava ise hava yollarını görünür hale getirir.
Tüm bu tetkiklerde ışınlar çok küçük dozlarda kullanılırlar.
Zirve Akım Ölçümleri
Zirve akım ölçer (peak flow metre) nefesle verilebilen maksimum hava akımını ölçer. Zirve akım ölçümleri astımda hava yollarının ne kadar daraldığını gösteren, kolay uygulanabilen bir testtir. Bu yöntemle, astımın tedaviye cevabı değerlendirilebilir. Zirve akımı ne kadar fazlaysa, astım o derece iyi kontrol altında demektir.
Reçeteyle alınabilen zirve akım ölçerleri hastalara, evde tedavilerini monitörize etme olanağı verir.
Bir çok hastaya günlük değerlerini kaydedebilmesi için bir zirve akım çizelgesi verilir. Ölçümler sabah ve akşam inhalerler kullanılmadan önce yapılır. Bazen rahatlatıcı inhalerlerin yararını tespit edebilmek için inhaler kullanımından 15 dakika sonra yeniden ölçüm yapılır.
Sabah ve akşam değerleri arasında büyük farklar olması, astım kontrolünün yetersiz olduğunu gösterir. Ulaştığınız en iyi değeri hatırınızda tutmanız ve takip eden ölçümleri bu değerle karşılaştırmanız hekiminizin ve sizin hastalığın ağırlığını tespit edebilmenizi ve doz artırmaya gidilip gidilmeyeceği konusunda yönlenmenizi sağlar.
Zirve akımı nasıl ölçülür?
Cihazı ibrenin hareketini engellemeyecek şekilde yatay olarak tutun.
Derin nefes alın.
Cihazın ağızlık kısmını dudaklarınızla kavrayın ve buraya olabildiğince hızlı ve güçlü bir şekilde üfleyin. Üflemenin çok uzun sürmesi gerekmez, kısa ve hızlı bir üfleme yeterli olacaktır.
İbrenin ulaştığı yerde skaladaki değeri okuyun.
Her bir ölçüm kısa süre ağırlıklı olarak, üç nefes uygulaması ile yapılır ve onlardan sadece en yüksek olan değer kaydedilir.
Spirometri
Spirometri, akciğer hastalıklarını araştırmada en yaygın kullanılan testtir. Spirometre adlı bir cihaz kullanılarak akciğerlerin ne kadar iyi solunum yapabildiği değerlendirilir.
Bu tetkikte, derin nefes alındıktan sonra akciğerler boşalana değin hızla nefes verilir. Belirli bir zaman süresince verilen havanın miktarı kağıt bir çizelge ile elektronik bir ortamda kaydedilir.
Spirometri, akciğer hastalıklarının tüm tiplerinin tanısında yardımcı olabilir. Astım veya kronik bronşit gibi hava yolu daralması ile seyreden hastalıkları, akciğer fibrozu gibi akciğer kapasitesini azaltan hastalıklardan ayırdetmede faydalı olabilir.
Spirometri, astımda rahatlatan inhaler aracılığıyla kullanılan bronkodilatör ilaçlara cevabı değerlendirmekte kullanılabilir. İnhaler kullanmadan önce bir ölçüm yapılır, sonra inhaler (2 nefes) kullanılır ve 15 dakika sonra ölçüm tekrarlanır. Astımın kontrol düzeyine bağlı olmakla birlikte, hastalarda genellikle inhaler kullanımından sonra verilen nefeste önceki ölçüme göre % 15 ‘lik bir artış saptanır. Başa Dön
Diğer Solunum Testleri
Sprimetriye ek olarak, akciğer hastalıklarının tanısı ve değerlendirilmesinde kullanılan birçok solunum testi bulunmaktadır. Daha karmaşık olanları genellikle hastanelerin solunum fonksiyon laboratuarlarında bulunurlar.
Gaz değiş tokuş ölçümleri, akciğerlere dolan havanın ne düzeyde kan dolaşımına geçtiğini saptarlar. Bu testle hasta küçük bir miktar “işaretlenmiş gaz”'ı (karbon monoksit) içine çeker daha sonra hastadan nefesteki gazları analiz edebilen bir cihaza yavaşça nfes vermesi istenir. Amfizem ve akciğer fibrozunda akciğerlerde gaz değiş tokuşu bozulmuştur.
Akciğer hacimlerinin hassas ölçümleri bir “vücut kutusu” yardımı ile yapılabilir. Hasta hava geçirmeyen bir kabinde oturur ve bir ağız aygıtı vasıtasıyla nefes alır. Genellikle 15-30 dakika süren bu test amfizem ve akciğer fibrozu gibi akciğer hacimlerinin değiştiği hastalıkların tanısında kullanılır.
Egzersiz testi sabit bir bisiklet veya yürüme bandında egzersiz sonrası akciğer fonksiyonlarını ve oksijen ve karbondioksit düzeylerini saptama olanağı sağlar. Hasta test esnasında bir kayıt cihazının içine nefesini alıp verir. Egzersiz esnasında nefes darlığının temel problemi teşkil ettiği hastalarda kullanılan bir incelemedir. Bu yöntemle hekim benzer şikayetlere neden olan kalp ve akciğer hastalığını birbirinden ayırabilir.
Alerji ve Cilt Testleri
Cilt testleri, alerjiniz olup olmadığını ve nelere karşı alerjik olduğunuzu saptamaya yarar.
Ön koda bir bölgeye, alerji yaptığı bilinen bir madde içeren bir damla sıvı damlatılır ve bu bölgede steril bir iğne ile küçük bir çizik yapılır. Genellikle bir çok çözelti kullanılır. Bunlar çim polenleri, ev tozu, ev tozu akarı, kedi ve köpek alerjenleri, küf mantarı içerir. Genellikle nötr bir solüsyon ve histamin (her zaman pozitif reaksiyon verir ve testin efektif olduğunu gösterir) ile de test yapılır.
Testin pozitif olması halinde, 15 dakika sonra bu bölgede kaşıntının eşlikettiği bir kızarıklık oluşur. Kızarıklığın ve kabarıklığın boyutları test eilen maddeye karşı alerjinin derecesini gösterir.
Test uygulanan kişilerin ortalama üçte birinde en az bir pozitif reaksiyon gözlenir. Saman nezlesi olan kişilerde çimen polenleri ile pozitif reaksiyon gözlenirken, yıl boyunca hırıltılı solunumu olan astım hastalarında evtozu akarlarına karşı duyarlılık saptanır.
Cilt testleri astımın alerjiye bağlı olup olmadığını gösterir. Bu testler hastalığı olumsuz etkileyen faktörleri de ortaya çıkarabilir.
Bronkoskopi
Bronkoskopi, akciğerlerin bükülebilen, fiberoptik ve bronkoskop ismi verilen bir “teleskopla” muayenesidir.
Bu tetkik günlük pratikte uygulanmaktadır ve bir saat sürer. Diğer testlerle birlikte yapıldığında bazen hastanın hastanede kalması gerekli olabilir.
Tetkik esnasında rahatsızlığı azaltmak ve öksürüğü önlemek amacıyla lokal anestezik maddeler tatbik edilir. Hava yollarında ifrazatı azaltmak ve hastayı sakinleştirmek için diğer ilaçlarda kullanılabilir. İşlemden önce astım ve kronik bronşiti olan hastalarda olası bir hırıltılı solunumu engellemek için nebülizör kullanmak gerekir.
Bronkoskop buruna yerleştirilir ve buradan nefes borusu yoluyla akciğerlerin büyük hava yollarına doğru ilerletilir.
Tetkik esnasında biyopsi adı verilen doku örnekleri alınabilir veya tüpten sıvı zerk edilip daha sonra geri çekilerek akciğerlere ait yıkama materyali elde edilebilir. Bu materyaller daha sonra laboratuvarda incelenir.
Besinlerin nefes borusuna kaçmasını önlemek amacıyla 4-6 saat kadar lokal anesteziklerin etkisinin geçmesini beklemek, daha sonra yemek ve içmek uygundur.
Doku örnekleri alınmışsa, takip eden birkaç gün öksürükle kan gelebilir; bu normaldir.
Başa Dön
Akciğer Biyopsisi
Fiber optik bronkoskopi ile, ulaşılamayan akciğer bölgelerinden doku örneği alınmasının gerekli olduğu durumlarda, akciğer biyopsisi uygulanır. Bu genellikle ayakta yapılabilen bir araştırmadır.
Kaburgaların üzerindeki cilde bir lokal anestezik madde enjekte edilir. Akciğer doku örneği, kaburgaların arasından geçilerek akciğerlere ulaşan uzun ince bir iğne vasıtası ile alınır. Bu prosedürün, biyopsi yapılan bölgeyi görerek gerçekleştirilebilmesi amacıyla röntgen veya BT kılavuzluğunda yapılması gerekebilir.
Daha fazla miktarda doku örneğinin gerekli olduğu hallerde genel anestezi altında “açık akciğer biyopsisi” yapılabilir.
Açık biyopside örneğin alınabilmesi için göğüs kafesine 15 cm' lik bir kesi yapılması gerekir. Operasyon esnasında akciğerlerin genişlemesini sağlayabilmek amacıyla bir göğüs tüpü takılır ve bir iki gün sonra çekilir.
Açık biyopsi yapılan yapılan hastalar işlem sonrasında ortalama iki gün hastanede kalırlar.
Astım Semptomlar
Astım hava yolarının daralmasına bağlı olarak gelişen solunum güçlüğüdür.
Astım çocukların %10' unda, erişkinlerin ise %5' inde saptanabilen çok yaygın bir hastalıktır. Sıklığı artmakta olup bunun sebebi bilinmemektedir. Astım her yaşta başlayabilir.
Astımın nedeni genellikle alerjik bir reaksiyon sonucu hava yollarında oluşan enflamasyondur. Enflamasyon hava yollarını aşırı derecede daraltır, hırıltılı solunum ve nefes darlığına neden olur. Astım hastalarında hava yollarının duvarları normalden kalın olup spazm gelişmesine yatkındır. Enflamasyon hava yollarındaki sinir dokusunu da etkileyerek öksürük ve göğüste sıkışmaya neden olur.
Astım semptomları tipik olarak gün boyunca değişkenlik gösterirler ve bir çok faktör tarafında tetiklenirler. Bunlar egzersiz, soğuk hava, gülme, keskin kokular, ev tozu veya çimen polenleri, kedi, köpek ve atlarla temas, duygusal stres, bzı hastalarda aspirin ve artrit için verilen diğer ilaçlardır.
Astım tipik olarak gece ağırlaşır ve sabahın erken saatlerinde hastayı uyandırabilir. Soğuk algınlığı gibi viral enfeksiyonlar ağır belirtilere neden olabilirler.
Başa Dön
Asıtm Tanı
Astım genellikle tipik semptomları, tetikleyen faktörler ve yakınmaların bronş genişletici –bronkodilatör-rahatlatıcı ilaç kullanımıyla geçmesi gibi özellikleriyle tanımlanır.
Tanı solunum fonksiyon testleri, zirve akım ölçümleri ve spitometri gibi hava yollarının daralmış olduğunu ve bronkodilatör kullanımıyla bunun düzeldiğini gösteren testler vasıtasıyla desteklenir.
Zirve akımı ölçümü astımda hava yollarının daralma derecesini göstermek açısından uygun bir yöntemdir. Hastalar verilen nefesin maksimum gücünü ölçen bir zirve akım ölçere üflerler. Bu aynı zamanda astımın tedavi ile ne derecede kontrol edilebileceğinin iyi bir göstergesidir. Zirve akım değeri ne kadar yüksekse astım o derecede iyi tedavi edilmektedir.
Spirometri, spirometre isimli bir cihaz kullanılarak akciğer fonksiyonlarının düzeyini gösterir. Bu tetkik esnasında derin bir nefes alınır ve sonra tüm hava olabildiğince güçle üflenir. Belirli bir zaman süresince üflenen hava miktarı bir kağıt çizelgeye veya elektronik ortama kaydedilir.
Bazen tanıyı desteklemek amacıyla histamin ve egzersiz testleri gibi daha karmaşık solunum fonksiyon testlerinin yapılması gerekebilir.
Histamin testi laboratuvar ortamında uygulanır. Bu testle artan miktarlarda histamin içeren spreyleri içine çeken hastada hırıltılı solunuma neden olan histamin dozu kaydedilir.
Astım tedavisi-semptomların giderilmesi
Astım tedavisi, semptomların giderilmesi ve hava yollarındaki enflamasyonun (iltihabın) kontrolü şeklinde özetlenebilir. Yakınmaları tedavi eden ilaçlar “rahatlatıcılar” (genellikle mavi renkli), iltihabı kontrol eden ilaçlar “önleyiciler” (genellikle kahverengi; kestane ve turuncu renkli olarak adlandırılırlar.
Rahatlatıcılar (bronkodilatörler) hava yollarını genişleten ilaçlardır. Bunlar hava yolu kaslarını gevşeterek yakınmaları giderirler.
En etkili rahatlatıcılar beta-agonistlerdir. Bu ilaçların inhaler şeklinde kullanılması hem semptomları hızla düzeltir, hem de tablet şeklinde kullanıma göre daha az yan etkiye neden olur.Kısa etkili beta-agonistler, semptomları ortadan kaldırmak için ihtiyaç duyulan sıklıkta kullanılırlar ve etkileri 4-6 ssat sürer. Uzun etkili beta-agonistler, (önleyiciler) tam etkinlik göstermediği zaman, daha uzun süreli etki sağlamak amacıyla günde iki kez kullanılırlar.
Diğer rahatlatıcılar, beta-agonistlere ek olarak inhaler şeklinde kullanılabilen ipratropium gibi anti-kolinerjik alanlar ve teofilin tabletleridir. Bu ilaçlar, beta-agonistler ve önleyiciler ile yeterli astım kontrolü sağlanamadığı zaman kullanılırlar.
Tedavi astım kontrolünün yeterliliğine bağlı olarak değişir. Yakınmaların ağırlığı, rahatlatıcı inhaler kullanım sıklığı ve evde yapılan zirve akımı ölçümleri tedavinin başarısını değerlendirmek için kullanılır.
Astım Tedavisi-Enflamasyonun Kontrolü
Astım tedavisi, semptomların giderilmesi ve hava yollarındaki enflamasyonun kontrolü şeklinde özetlenebilir. Yakınmaları tedavi eden ilaçlar “rahatlatıcılar”, iltihabı kontrol eden ilaçlar “önleyiciler” olarak adlandırılır.
En etkili önleyiciler inhale streroidlerdir. Bu ilaçlar düzenli olarak, genellikle günde iki kez kullanılırlar. Birçok astımlının gereksinim duyduğu inhale steroid dozları, tablet şeklindeki steroidlere göre çok ender olarak ciddi yan etkiye neden olur. Doz, astımı en iyi kontrol edebilecek şekilde seçilir ve daha sonra düşük dozlara geçilebilir.
Diğer önleyici ilaçlar kromoglikat ve nedokromildir. Bu ilaçlar inhale steroidler kadar etkili olmamakla birlikte, hafif astımda ve özellikle çocuklarda yararlı olabilirler. Genellikle günde dört kez inhlayon yoluyla alınırlar.
Astım kontrolünün güç olduğu bazı hastalarda teofilin tabletler ve zaman zaman steroid tabletler (genellikle prednizolon) gerekli olabilir.
Astımda Alerjenlerden Kaçınma
Alerjenler enflamasyona ve hava yollarında daralmaya neden olan alerjik bir reaksiyonu tetiklerler. Bu yüzden astım tedavisinin önemli bir kısmını, özellikle bu hastalığın semptomlarını ağırlaştırabildiği gösterilmiş olan alerjenlere maruz kalmayı önlemek olur.
Astımı kötüleştiren en yaygın alerjenler, ev tozu akarlarıdır. Bu alerjene tüm yıl boyunca ve en sık yatak odalarında maruz kalınır.
Ev hayvanları astım semptomlarını artırabilen önemli unsurlardır. En ciddi alerjenler kedilerden kaynaklanır. Bu hayvanlar mümkünse evden uzaklaştırılmalıdır. Bir kedinin hiçbir koşulda astımlı hastanın yatağında uyumasına izin verilmemelidir.
Bitki polenlerinden tamamen kaçınmak zordur, fakat yatak odası pencereleri polen sezonunda kapalı tutularak bir ölçüde korunabilir. Küf mantarlarına karşı da korunmak güçtür, yaz sonu ve sonbaharda en yüksek düzeyde görülürler.
Bu korunma yöntemlerinin hiçbirisi tam başarı sağlamadığından hastalarda muhtemelen tıbbi tedavide gerekli olacaktır.
Ev Tozu Akarlarından Korunma
Yatak ve yastıkları kaplamak için akar geçirmeyen materyal (örneğin Goreteks) kullanılır. Bunlar genellikle pahalıdır ve kimyevi maddelerle ilgili kuruluşlardan edinilebilir.
Yastık ve yorganların terilen gibi sentetik maddelerle doldurulmuş olması tercih edilir.
Yatak odasını sık sık elektrik süpürgesi ve nemli bez ile temizleyin(standart elektrik süpürgeleş, ev tozu akarlarını da uzaklaştırabildiği ifade edilen özel elektrik süpürgeleri kadar etkilidir).
Halıları sentetik kaplama materyalleri, perdeleri ise jaluzi ile değiştirin.
Yatak odasından tüm kumaş kaplı mobilyaları uzaklaştırın.
Akut Astım Atakları
Astım atakları her zaman oluşabilir. Bu ataklar kendiliğinden gelişebildiği gibi,, soğuk algınlığı ve grip gibi viral enfeksiyonlar, fazla miktarda alerjene (örneğin bitki poleni sezonunda) maruz kalma veya önleyici ilaçların kesilmesi sonucu oluşabilirler.
Astım semptomları genellikle kademeli olarak kötüleşir, rahatlatıcı (beta-agonist) gereksinimi artabilir ve bu ilaçların etkisi veya etki süresi azalabilir.
Zirve akımı ölçüleriniz astım atağının ağırlık derecesini gösterir ve bu durumda kişisel eylem planı uygulanmalıdır.
Ağır bir astım atağı konuşmayı veya yemek yemeyi engeleyecek düzeyde nefes darlığına neden olabilir. Astım atağı ağırsa hemen acil tedavi için bir hastaneye başvurmanız gerekir.
Atak sonrasında tedaviye cevap, zirve akımı ölçümleri ile izlenir. Tatmin edici bir rahatlama sağlanıncaya kadar nebülizör tedavisini birkaç kez tekrarlamak gerekebilir.
Atak kontrol altına alındıktan sonra, steroid tabletlerine zirve akım değerleri normale dönünceye kadar (genellikle 1-2 hafta) devam edilmelidir. Hastaneden taburcu olduktan sonra düzelmenin devam edip etmediğini takip etmek amacıyla zirve akım ölçümüne evde devam etmek gerekir. Zaman zaman steroid dozunu yeniden arttırmak gerekebilir.
Ağır Astım Atağının Tedavisi
- Ağır atağın tedavisi hekiminizin muayenehanesinde, ambulansta veya acil serviste başlayabilir.
- • Atağın ağır olması halinde, kanda oksijen düzeyi düşeceğinden maske yardımıyla oksijen verilmelidir.
- • Hava yolarını genişletme amacıyla beta-agonist ilaçlar bir nebülizör veya büyük hacimli ağız haznesi olan inhalerler (20 nefes) ile verilebilir. (tedaviye ilk cevabın yetersiz olması halinde beta-agonist ilaca bir anti-kolinerjik ilaç eklenebilir).
- • Steroid tabletlerine mümkün olduğunca erken dönemde başlanmalıdır. Bu ilaçlar başlangıçta enjeksiyonla verilebilir ve tabletlere daha sonra geçilir.